KIYMETLİ KALE VE ANKARA GÖNÜL DOSTLARI
HULUSİ GÜRPINAR
SEVGİ ÇİÇEKLERİNİN BABASI
19 ARALIK 2025
ATATÜRK’le var olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin kadim başkenti ANKARA’da yaşamak keyifli ayrıcalıktır. Özellikle Sonbahar, Kış, İlkbahar ayları olağanüstü, yaz biter tatile gidenler, yazlıklardan, sahillerden, memleketi köylerinden, yaylalardan dönüşle birlikte Ankara da yaşama sevinci zirveye ulaşır. Sanatçılar üretimleri, hayalleri ile izleyiciler ise onların ürettikleri eserlerle açlıklarını gidermek üzere heyecanlıdır, özlemişlerdir Ankara’yı, heykeller le donanmış caddeleri, parkları, mimari binaları, müzeler, galeriler, tiyatrolar, konser salonları, opera, bale, konserler, gösteriler, yeni çıkan kitaplar, yazar, çizer, edebi söyleşiler, fuarlar, festivaller bir biri ardına dolan salonlar, umut aşılar Ankara’mızın bağrında yaşayan güzel insanlarına. Eylül de gel diyen Alpay gelir akla ama ondan önce kurtuluştan, kuruluşa SAKARYA gelir aklımıza, bize vatanımızı armağan eden Cumhuriyeti kuran Ankara’yı başkentimiz yapan ATATÜRK gelir aklımıza. Ekim ayı ile birlikte devam eder 13 Ekim ile 29 Ekim heyecanlandırır herkesi. Kasım ayı sonbaharın hüznüdür 10 Kasımı Ankara yastan doğum gününe çevirmiştir ATATÜRK’ün milyonlar akar seller gibi ANITKABİRE ellerinde çiçekler ve al bayrakları ile Misak-ı Milli sınırlarından gelenlerle birlikte el ele, çoluk, çocuk, genci, yaşlısı ile hep birlikte coşkuyla İZİNDEYİZ ATAM DİYEREK onun için sanatçılar sergiler düzenler, söyleşiler, paneller, gösteriler, konserler, filmler…
Aralık bambaşkadır Ankara için ayın 5inde kadına seçme seçilme hakkının verildiği gündür,27 si ise ATATÜRK ün 19 Mayıs da başlattığı bağımsızlık yürüyüşünün son durağı Ankara ya gelişinin yıldönümü dür Sevgi Çiçekleri diyarı Gölbaşı’ndan önce Beynam köyü Muhtar Veli beyin evi sonra Mogan Gölü ve sevgi çiçekleri arasından Kepekli boğazından 100 Haymanalı atlı ile Dikmen Keklikpınarına, orada Kızılcagün töresi için gelen 700 yaya,3000 atlı ile ilelebet payidar kalacak TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ne giden bağımsızlık yolculuğu.
Eskiyen yılın yenilenme umududur Aralık ayı coşar Ankara’mız, acılar, üzüntüler, yaşanmış olumsuzlukları geride bırakarak unutmak, yeni gelen yılla birlikte umuda tutunmaktır Aralık ayı Ankaralılar için.
Mızrak duruşlu kadınlar girer devreye dört koldan Pınar AYHAN, Serra MENEKAY, Ülay KARAKOÇ kitapları, oyunları, müzikalleri, Tohumluk vakıfı ile. Ali BAŞMAN’ın başkanlığında Sevda Cenap And Müzik Vakfı bizde varız Ankara için dercesine, müzik festivali, konserleri ve her yıl verilen ödül töreniyle bir kahraman kadınımız daha başarıya imzasını atar Pınar ALPAY ve bu yıl yine bu vatan ve Ankara için alın teri akıtıp büyük işler başaran Erimtan Müzesinin kurucusu Yüksel ERİMTAN’a verilen onur madalyasını hak ederek alır ERİMTAN ailesi.
Aralık Ankara Kulübü Derneği içinde özeldir başkanı Metin ÖZARSLAN’la Kulüp bu ayı dolu, dolu yaşar ve yaşatır her zerresine kadar, Ankara’nın her yerinde vardır, Seymenleri, Gürcan MADEN’le Bacıerenleri EMEL KOÇ ile. 5 Aralıkta kadınlara verilen seçme seçilme hakkının yıl dönümünde eski Bakanlarımızdan İmren AYKUT, Milletvekilimiz Aylin YAMAN, gazeteci, yazar Ayşe SUCU ve Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sosyal işler Dairesi Başkanı Ayça YUSUFOĞLU KÖROĞLU’nun katılımları ve Ayşe TUNCAY KAYA’ nın modaratörlüğünde düzenlenen panel çok büyük ilgi ile Ankara da ki ülke çapında faaliyet gösteren kadın örgütleri ve derneklerinin yoğun katılımı ile coşkuyla kutlandı. Sergiler, panel ve söyleşiler diğer kültürel faaliyetlerle birlikte aralıksız ve tüm heyecanı ile 27 Aralık haftasında zirveye ulaşır her yerde Ankara Kulübü Derneği ile onun Bacıeren ve Seymenleri vardır, Ankara Ahi kentidir, sevgi kentidir ATATÜRK, Yunus, Hacı Bayram Veli, Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli’nin ektikleri sevgi çiçekleri Ankaramızda yaşar ve açar “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” diyerek.
Müzeler kentidir Ankara ATATÜRK’ün yaşadığı Cankaya Köşkü, İsmet İNÖNÜ’nün yaşadığı Pembe Köşk orada yaşayan canlı tarihimiz Özden TOKER var anı ve hatıralarıyla her zaman güler yüzüyle karşılar ziyaretçilerini çocuklara, gençlere anlatır yaşadığı o günlerin tanığı Müze Konakta 1.Meclis,2. Meclis, Etnografya, Resim Heykel, Anadolu Medeniyetler, Hanlar, hamamlar, Koç Müzesi, Erimtan daha pek çok Müzenin yanında yine bir kadının elinin değdiği dünyanın en büyük rekorlar kitabına giren SATRANÇ MÜZESİ Gökyay Vakfının vatana ve Ankara ya armağanı Birten & Akın GÖKYAY sadece satranç değil, dinletiler, söyleşi, gösteri ve sergilerle dolar taşar. Kahramanı Duygu Nur SAPMAZ’ın liderliğinde Soroptoristler kadınların Ankara’daki başarılarının en güzel ve anlamlı örneklerinden birisidir Şule ÇINAR Kale de burç gibidir mızrak duruşlu kadınlarımıza örnek. ZİÇEV Vakfı yine kadınların eseri özel eğitim hizmetlerinin kahraman kadınları merhume Makbule ÖLÇEN sonrasında Ülay KARAKOÇ ve diğer kahraman vakıf üyelerinin önderliğinde muhteşem insani hizmetlerine Ankara Gölbaşı merkezli ülke çapında gönüllülük esasıyla başarıdan başarıya, iyilikten iyiliğe koşmaktalar Ankara’nın guru vakıflarından birisi olarak.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ADD tüzüğünde amacı “ATATÜRK ve ATATÜRKÇÜLÜK konusunda ilerici bir anlayışla bilimsel, toplumsal ve kültürel çalışmalar yapmak “ şeklinde belirtilmiştir. Derneğin kurucu genel başkanı merhum Muammer AKSOY hocamızdı şimdi bu görevi M. Hüsnü BOZKURT yürütürken kıymetli öğretmenimiz Hatice TOPÇU ile Çankaya’daki merkez müzede harika etkinliklere imza atıyorlar.
Başka bir büyülü vakıf Müze hikâyesi Mustafa AYAZ Müzesi 5 kız kardeşe ve Ankara ya emanet önderliğini ise Nilay AYAZ yürütmektedir ATATÜRK ün ve merhum babası Mustafa AYAZ’ın izinde AYAZ’ın vefatı da bu mevsimdir oda ATATÜRK gibi ölümsüzdür geride bıraktığı müzesi ile bu Aralıkta anma programını, sevenleri, öğrencileri, sanatseverler, vefalı dostları ile birlikte Müzede Ankaralılar hep birlikte andık anıları ve geride bıraktıkları ile birlikte. Ne var ki bir Ankaralı olarak gururun yanında çok da üzüldüğüm bir şeyi ifade etmeden geçemeyeceğim, rahmetli AYAZ hayatı boyu çok zor mücadelelerle elde ettiklerini ATATÜRK’e ve Cumhuriyetin başkenti ANKARA’ya borcum var diyerek kendi kurduğu vakıf aracılığı ile birikimlerini, dünyada örneği pek az olan kendi aldığı arsada kıymetli yine bir Ankara sevdalısı ünlü mimarımız Kadri ATABAŞ’ın çizdiği AYAZ Resim Heykel Müzesinin binasını Balgat gibi paha biçilmez arsasında kendi birikimleri ile inşa edip Türk halkına bağışladı. Ankara için dünya ölçeğinde ne yazık ki Kültür Bakanı yoktu, Müzeler Genel Müdürü yoktu, Kültür Bakanlığı İl Kültür Müdürü de yoktu, Valimiz oralarda hiç görünmedi bile. Büyükşehir Belediye Başkanımız, Müzenin bulunduğu İlçe Çankaya Belediye Başkanı da yoktu ne yazık ki Büyükşehir Kültür ve Sosyal işler Dairesi başkanı da yoktu böylesi paha biçilmez bir eseri hiç bir katkı almadan vatanına bağışlayan kahramanın anma programına, başka bir ülkede olsa Cumhurbaşkanı bile katılım sağlardı çok üzüldüm saydığım yöneticilerin bundan daha önemli ne işleri olabilir ki. Başka ülkelerde kentine değer, ülkesine değer katan Müzenin güvenliğini sağlamak, elektrik, su, ısınma giderlerini sürdürülebilir olması için devlet katkısı ile güvenceye alıp başka ayrıcalıklı haklar vermeyi asli görev olarak üstlenirler.
Tüm Ankara güzelliklerini gölgelemeyecek olan çok üzüldüğüm bu Aralık ayında gerçekleşen ikinci olumsuz gelişme ise affedilir gibi değil çok üzücü bir hadise tüm Ankaralılar bu olayı kınıyor ve protesto ediyoruz, umuyoruz yanlış anlaşılmadan kaynaklanmıştır ve çözüme kavuşturulur bunu bekliyoruz umuyoruz, aksi halde Ankaralıların tepkisi daha sert olacaktır. 1970 yılında kurulan BRHD açılımı Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği bu yılda kurulduğu yıldan bu güne geleneksel büyük sergisinin 55.inçisini her yıl olduğu gibi Aralık ayında coşkuyla, şenlikle açılışını beklediğimiz Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezinde değil Arı Kültür Merkezinde olduğunu öğrenince şok oldum, tüm Ankaralılar ve ülke çapında ki yüzlerce üyesi olan BRH Derneği üyeleri gibi, geçen 2024 yılı Aralık ayında yapılan sergide Çağdaş Sanatların 3 salonu da tıklım tıklım dolu açılışa katılanların çoğu dışarda kalmıştı. İşin perde arkasını bilmiyorum ama hiçbir gerekçe Türkiye’nin en güçlü sanat derneğinin yıllık sergisine kapılarını kapatamaz, hele bu bir kamu kuruluşu ise ve Belediye ise ATATÜRK’ün Çankayası bu ayıba göz yumamaz, bu hatayı yapamaz umuyorum ve diliyorum sorun çözülür de BRHD gerçek yuvasına izleyicisine koşulsuz kavuşur. Bu yılki serginin gerçekleştirildiği ARI Kültür Merkezine ise kapılarını açtığı için çok teşekkür ediyorum, ancak bu kadar kapsamlı sergi için fiziki koşulları yeterli değil, onlar gönül kapılarını açmış ama eserler bölük pörçük serginin içine ruhen dalmak çok zor böylesi sergiye büyük salonlar gerekli Çağdaş Sanatlar gibi salon lazım bu salonda zaten bu amaçla yapılmış, böylesi saygın ve değerli topluluğun bir arada yaptıkları eserleri binlerce izleyeni ile buluşturma mecburiyetiniz var hiç bir şey talep etmeden ve onların ihtiyaç duyduğu desteği vermeniz sizin asli göreviniz olmalı. Aynı merkezin 3 salonunda aynı zamanda 10 metrelik aralıklarla üstat İbrahim ÇALLI sergisi var bom boş az sayıda eserle bu sergi daha önce ve sonrada yapılabilirdi ya da bir katına sığardı ÇALLI da bizim çok büyük değerimiz umuyorum bir kasıt yoktur biz bu sergiyi yine Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezinde görmek istiyoruz tekraren ve hemen coşkuyla. Söyledim Ankara’daki Aralık coşkusunu kimse gölgeleyemez Ankaralılar bu sorunları çözer.
Bu anlamda Ankara Kent Konseyi çok muhteşem çalışmalar yürütüyor bünyesinde onlarca çalışma gurubunu barındırırken aktif gönüllü katılımları ile bir kenti ilgilendiren her soruna çare ve çözüm üreterek daha yaşanabilir Ankara için her türlü ulusal ve uluslararası organizasyonlara imza atıyor, başta başkanı Halil İbrahim YILMAZ, Şevket Bülent YAHNİÇİ, Şule ÇINAR, Zehra POLAT ve binlerce gönüllü katılımcı ile etkinlikten etkinliğe Ankara için çaba ve emek harcamaktalar. Koç Vakfı VEKAM Filiz YENİŞEHİRLİOĞLU’nun önderliğinde araştırmaları, belgeselleri ve müzesi ile. Keçiören Bağ evi müzesi yine kahraman kadınlardan Ayşegül APAYDIN’a emanet. Ankara Vakfı Seyfettin ASLAN’ın inanılmaz araştırmaları ve yazdığı kitaplarla. TEMA doğa çalışmaları ve çarşamba toplantıları, çevre ve doğa için verdiği mücadeleler çok anlamlı ve değerli. Merhum Ankara’nın köklü ailelerinden Ayhan SÜMER’in ailesi ile birlikte Ankara’ya edebiyat, hukuk, eğitim, ekonomik katkılarının yanında Başbakanlık Müsteşarı Özgün ÖKMEN’le birlikte hayata geçirdikleri Eğitim Dostları Vakfı ile okullar yapıp sanat eğitim gibi pek çok konuda Ankara’ya ve Gençlerbirliği Kulübüne İlhan CAVCAV ile birlikte hizmet etmiştir. Kardeşleri ünlü yazar Adalet AĞAOĞLU tiyatro sanatçısı Güner SÜMER ve Dr. Cazip Sümer’dir.
Çiğdemim derneği ve Kavaklıderem mahalle dernekleri örnek çalışmaları ile Ankara Kent kültürüne katkı verirken olağanüstü sosyal ve kültürel buluşmalara ev sahipliği ile harika işlere imza atmaktalar.
ENFOD Fotoğraf sanatçıları derneği sosyal sorumluluk projeleri ile gizemli dokunuşlarla kıyıda köşede kalmış değerlerimize ulaşırken mızrak duruşlu kadınlar dan birisi olan Nilgün ŞAHİN ve birlikte çalıştığı gönül dostu güzel ENFOD ailesi Ankara’nın gururu olmayı inançla, dayanışmayla, kıymetli arkadaşları ile birlikte sürdürmekteler. Ankara entelektüellerinin bir araya gelerek kurduğu ÇAĞSAV Çağdaş Sanatlar Vakfı’nın kurucu kahramanlarından biriside Şefik KAHRAMANKAPTAN’dır vakıf mütevellisi çok kıymetli sanatçı ve sanatseverlerce sanata Ankara ya katkı verirken bu alanda çalışanları ödüllendirip onure ve teşvik etmeye devam etmektedirler. Yine Ankara’mızın en güçlü sivil toplum kuruluşlarından birisi olan Başkent Ankara Meclisi Derneği ise kuruluşundan günümüze kadar Ankara ve doğa sevdalısı kurucu başkanı Nevzat CEYLAN’ın liderliğinde Ankara’daki sivil toplum kuruluşlarını, hemşehri derneklerini, vakıflarını bir araya getiren kıymetli çatı kuruluş olarak sorun tespitleri ve çözümleri için güç birliği ile ışık tutan örgütlenmenin lokomotifliğini üstlenmektedir başkentli olma bilinci oluşması açısından çok kıymetli. Ankara’nın değerlerinden en önemlisidir diyebileceğimiz dünya ve Ankara’nın değerlerine değer katarken sanatı evrensel boyutlara taşıyan ATİS fuarcılığın lideri Bilgin AYGÜL ve zarif eşi mızrak duruşlu kahraman kadın asistanı Gülnazla Fireş Ankara, Artnouva ve ArtAnkar ile muhteşem sanat ortamı ve pazarı yaratarak sanata sanatçıya sanatseverlere Ankaralılara doyumsuz hayal ortamlarını, söyleşi ve panellerle desteklerken Ankara buluşmalarının dünyaya açılmasında öncülük ve önderlik yapmaktadır. Bülent DURMAZ ve Ali Nihat YAVŞAN ise tiyatro dünyasın yeni kuşak çocuklarla gelecek gençliğimizi sanatın büyülü dünyasına taşıyarak sevgi dolu sanatseverlik inşa ediyorlar, özel ve devlet tiyatroları, CSO ile ÇERMODERN dolup taşıyor. ATATÜRK tarafından sanatın temellerinin atıldığı Musiki Muallim Mektebi Müzik aletleri müzesi ve Mamak Belediyesi Kültür Müdürü Umut ÖZKAN yazdığı litaplarla birlikte burada kıymetli işler yapıyor. Ulucanlar cezaevi müzesi ve kültür merkezi tarihe ışık tutuyor.
Ankara sevdalısı araştırmacılarımız var her alanda çalışmaları ile eserler verip gönüllüler ordusuna önderlik yapan kahramanlarımız her yerde onlar var. Necati YALÇIN, Mehmet TUNCER, Savaş SÖNMEZ, Timur ÖZKAN, Düş hekimi Yalçın ERGİR, Mecit VURAL her biri hem ortak çalışmalarıyla birbirinden değerli geçmişten günümüze yazılı metinler bırakırken doğa, endemik bitkiler, mimari, sanat kent kültürü, tarih koruma, kurtarma, bilinçlendirme adına mücadele ederken bir yandan da çözüm önerilerini bıkmadan, usanmadan anlatmaya, yazmaya, dillendirmeye bu amaçla gençliği ve geneli bilinçlendirme çabalarını her sahada verirken videolar, kitaplar, söyleşi ve paneller le kimi zaman gurupça kimi zaman bireysel olarak kahramanca Ankara için mücadele etmektedirler. Timur ÖZKAN’ın kitap kurdu olarak Ankara ve ülkemiz için çok önemli bir mimar Selçuk MİLAR için yazdığı kitap bir Ankara değerinin unutulup gitmesine engel olmuştur. 1957 yılında Ankara’nın ilk mobilya ve sanat galerisi Galeri Milar’ı açan “Yeter söz Milletin” sloganı ve daha sonra “Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır” afişleriyle unutulmazlar arasına giren kahramanla birlikte bir başka değerimiz mimar Yalçın OĞUZ için yazdığı kitap bir vefa örneğidir, aynı güzelliği Güven DİNÇER için de yapmıştır. En olgun yaşlarında Anayasa Mahkemesinin emekli başkanları Yekta Güngör ÖZDEN ve Güven DİNÇER büyüklerime ise ayrı parantez açmak lazım tükenmek nedir bilmeyen, vatan, Cumhuriyet ve ATATÜRK aşklarının içine yerleştirdikleri Ankara aşkı için sürekli üretmeye, yazmaya ve her yerde savunmaya titizlikle, özenle devam ediyorlar hepimize ve özellikle gençliğe örnek ellerinde bastonlarıyla. Baston deyince Şükran & Hasan PEKMEZCİ çiftini anmadan geçmek asla mümkün değil, Halk Bankasının sanat danışmanlığını yürütürken arşiv çalışmaları sırasında sanat eserlerinin başına bir şey gelmesin diye titizlenerek hem katalog olsun, hem de böylesi değerli koleksiyonu her zaman her yerde görmek mümkün değil diyerek koleksiyonda bulunan eserleri derli toplu tüm dünya görsün diye fotoğraflayarak örnek eseri ortaya koyarken merdivenden düşerek çok ciddi kazadan çok şükür hasarlı olarak çıktı ve bize göre dayanılması zor acılar içerisinde kısa süre sonra iyileşmeden kaldığı yerden devam etti. Bu hadise onun aldığı görevi hakkıyla yapmanın mutluluğunu asla engellemedi, hiçte şikâyetçi olmadı durumundan, kırık kalçası, bacağı, omurunu hiç önemsemedi sevenlerini üzmemek için kendine sakladı acısını, ilk günler haricinde eline baston almadı olayın etkisi hala birinci derecede var ama o toplum değerlerine sahip çıkarken Şükran abla ve sevenleriyle birlikte el ele hala insanlığa sanatın insanlığın gücünü kalemiyle, diliyle, sözcükleri ile fırçası, boyası ve yüreğiyle tüm dünyayı kucaklayacak kadar sevgisiyle, gülümsemesiyle ona o gücü veren hayatı birlikte yaşayan, üreten yol arkadaşı Şükran ablayla sürdürüyorlar yukarda adını andığım aşağıda devamında adını anacağım insanların hepsinin inanılmaz hayat hikâyeleri, öyküleri var hepsi şahsına münhasır örnek Ankara sevdalıları, hepsine de uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. Bakın bu anlamda ne kadar değerli dostlar kurumlar var övgüyü hak eden, hepsinin hayat hikâyesi kitap olur, Ali İNANDIM, Tolga AKDOĞAN, Güner DİNCASLAN, Kenan AKÇAOĞLU, Ahmet DEMİRTAŞ, Seyfettin ASLAN, Şenol ZÜMRÜT, Ahmet SOYAK, Fikret ÜNSAL, Ümit Yaşar GÖZÜM, Dursun ERKILIÇ, Zeynel YEŞİLAY, Halim UTLU. Birde Ankara’yı belgeleyen geleceğe günümüze bellek oluşturan fotoğrafçı dostlarımız var Ozan SAĞDIÇ, Mustafa TAŞKIN, Çetin ÇAĞLAR, Necdet BALCI gibi ve fotoğraf sanatçıları dernekleri ENFOD, HOME, AFSAD, FSK, TFSF bunlar gördüklerini tarihe mal olacak güzellikte çeker ama bir kahraman Ankara sevdalısı var ki o belleğe kaydedilenleri değil tarihi boyunca Ankara da bu güne kadar çekilmiş fotoğrafları parasını ödeyerek muhteşem arşiv koleksiyon oluştururken bir taraftan da çöpe atılanları toplayarak araştırmacılara, akademisyenlere kaynak oluşturur sergiler açar gencecik yaşına rağmen ona Ankara’yı ilgilendiren her etkinlikte rastlayabilirsiniz DERİÇİZADE Faruk KÜÇÜK ağabeyime.
TEMA deyince ülke çapında ışıklar içinde yatsınlar kıymetli büyüklerim Hayrettin KARACA ve Nihat GÖKYİĞİT gelir Ankara da onları aratmayan değerimiz Nevzat ÖZER ve ekibinin çevre ve doğayı korumak için verdikleri akıl almaz çabaları gelir. Onlar Ankara Üniversitesi Herbaryumunda gece gündüz çalışan gönül dostu Tuğrul KÖRÜKCÜ hocamın geleceğini garantiye aldığı doğadaki dostlarımız bitkilerin korunması gelecek nesillere taşınması için kurulan tohum gen bankası Herbaryum bize umut olur Ahmet DEMİRTAŞ, Mecit VURAL’lar gibi daha pek çok bilim ve gönül insanıyla. Sevgi çiçeklerinin aynı coğrafyadaki kardeşi Zarif Akyıldızın koruyucu meleği Enver YURTDAŞ Öğretmenimi anmadan asla olmaz ne kadar zarif ve narindir kendisi tıpkı akyıldız gibi bembeyaz rengiyle sevgi çiçekleri ile bir araya gelince Türk Bayrağı gibi mutluluğun içinizde dalgalandığını hissedersiniz adeta. Ankara için yılmadan bıkmadan çalışan bilge ağabeyim Veli SARITOPRAK ASTOP’da muhteşem çalışmalar yapıyor, sivil toplum kuruluşları onursal başkanı olarak.
Başkent olduğu için Ankara da Büyükelçilikleri olan ülkeler özel ve milli günleri kutlamaları ve anmaları hep şenlikli geçer, pek çoğunun ayrıca kurdukları kültür merkezlerinde sıkı muhteşem etkinlikler gerçekleşir ve Ankara ya renk katarlar birkaç örnek Türk Japon vakfı, Kore Kültür Merkezi, Filipinler olağanüstü etkinlikler yapar, Hindistan, İspanya, Rusya’nın hem Kalede ve Yıldız da iki kültür evi, Almanya, Amerika, İtalyan kültür merkezleri daha pek çoğu etkinlikleri çok renkli ve coşkulu geçer kendi ülke sanatçıları ile başkentte bizlerle buluşturarak kendi kültürlerini sergilerler bu ay Akdora galeride Meksikalı sanatçıların sergisini izledik keyifle.
Ankara Üniversiteleri de hiç boş durmazlar onların Akademik özellikleri etkinliklerde en üst seviyede gerçekleşir. Dünya çapındaki Üniversitelerimiz ATATÜRK ün sanat için Öğretmen yetiştiren okulları ilim, bilim insanı yetiştiren bilim insanları Ankara’dan Misak-ı Milli sınırlarındaki dört bir köşeye oradaki değerleri insanlığa kazandırmak için koşarak giderler ve orada yetiştirdikleri gücümüz, değerimiz sevgi çiçekleri yavrularımız da dünyayı sarıp sarmalarlar pek çok örneğimiz var. Gazi Üniversitesi bölününce keşke bölünmeseydi ama. Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ODTÜ, Hacettepe, Başkent, Bilkent, Ufuk, Çankaya, Atılım, TED ANKARA ve pek çok özel ve vakıf Üniversitesi verdikleri eğitim bir yana müze gibi yerleşkeleri ile içinde bulunan resim, heykel müzeleri, konser salonları başlı başına birer değer kültür yuvası değerler manzumesi. Hepsinin müzeleri gezilmeli konserlerine, panel ve seminerlerine katılmalı, araştırma ürünü bastıkları kitaplar okunmalı. HBV Üniversitesinin Gölbaşı yerleşkesinde halka açık olan ÜLKER MUNCUK MÜZESİ ise müzelerin kraliçesi hiç vakit kaybetmeden diğer Üniversite müzeleri gibi bir an önce gezilmelidir. Ankara’ya en çok değer katanların başında Üniversitelerimiz gelir buralardan efsane olan Ankara ünlülerine gelince ODTÜ Kemal KURDAŞ Kent ormanları yerleşkesi, Eymir Gölü ve çevresi, Fen Lisesi. Mehmet HABERAL ve Başkent Üniversitesi tıpta sanatta harikalar yaratıyor. Bir efsane isim var ki Hacettepe, Bilkent ile birlikte var olan, şimdilerde çok popüler olan kurup büyüttüğü Üniversitelerin dışında Beytepe’deki yaşadığı muhteşem devasa evi ve harika bahçesini İhsan & Ayser DOĞRAMACI Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müzesi olarak Başkentimize armağan etti Üniversiteleri gibi Aralık ayında usta fotoğraf sanatçısı Ara GÜLER’in Ankara fotoğraflarından oluşan çoğu gün yüzüne çıkmamış sergi ile izleyenleri büyülü atmosferi içinde mest etti.
Ankara da ki 2 dünya insanlık kültür mirasının pek çok kahramanı var bunlardan 3 ismi sıralamak gerekirse çaba ve çalışmaları ile Ruşen KELEŞ, Kadim KOÇ, Bekir ÖDEMİŞ ve bu yolda daha pek çok değerli dostlar var Tezcan Çandan KARAKUŞ, Taner TOPCU daha niceleri.
Kadim KOÇ POTA ile Polatlı ve çevresinde yaptığı çalışmalar GORDİON’un dünya insanlık mirası olarak ilan edilmesiyle sonuçlanırken muhteşem bir çalışma gurubu vardı belgeseller, filim festivali, akademik ve topoğrafik çalışmalarda, bundan da önemlisi ise bugün varoluşumuzu, özgürlük ve bağımsızlığımızı, vatanımızı borçlu olduğumuz SAKARYA Kurtuluş savaşlarının değerini, kıymetini, sonuçlarını gözler önüne seren çabalar her ortamda bıkmadan her kesime buranın Çanakkale kadar değerli olduğu bilincinin oluşması için çabalıyor, çalışıyor. Bu alanlarda yapılan heykellerin heykeltıraş sanatçılarının eserleri Ankara’nın her yerinde park bahçe, meydanlarda görmek mümkün olduğu gibi dünyada sergilenen eserleriyle de öne çıkarken seyir zevkine doyum olmuyor Metin YURDANUR dünyadaki, Ankara’daki heykelleriyle birlikte Sivrihisar’daki Açıkhava heykel müzesi eşi benzeri olmayan Ankara değeri. Aslan BAŞPINAR Malıköy den sonra ülkenin her yöresindeki eserleri ile ama ille de TBMM ve Genel Kurmay arasındaki meydandaki muhteşem eseriyle Ankaralıların gönlüne taht kurmuştur. Sayit RÜSTEM’in Polatlı KARATEPE’ de 32 metrelik Dur Yolcu Mehmetçik Anıtı oradan geçen herkesi çok duygulandırır ve hayranlık uyandırır silkeler bilmeden gelip geçtiğin bu toprakları tanı dercesine. Bu değerlerimizin bu topraklarda gezilip görülecek çok nadide eserlerini gidip bu meydan muhaberelerinin 22 gün ve gece sürdüğü bu kadim toprakları şehitlikleri ziyaret edin Kadim KOÇ’un Güner DİNCASLAN’ın kitaplarını okuyarak gezin. Burhan ALKAR ve diğer heykeltıraşlarımıza saygılarımla. Kadim Komutanım birlikte çalıştığı kahraman dostlarını asla unutmayız Derviş ZAİM, Serdar YETİM, Kadir ULUÇ, Nilay GİDER IŞIKMAN, Kerime ŞENYÜCEL gibi daha pek çoğu. Diğer kahramanımız Bekir ÖDEMİŞ’e gelince Büyükşehir Belediyesi Kültürel Değerleri Koruma Dairesi başkanlığından emekli olan anlatacağım çalışmalarında ona yardımcılık yapan, konuların içinde olan emekli olduktan sonra da onun görevini yürüten Çetin ÜNAL ile birlikte Ankara’nın kültürel mirasına sahip çıkanların başında gelir, Ürgüp’ü Ürgüp yapan da odur. Ona bu imkânları veren Başkanımız Mansur YAVAŞ’ın hakkını vererek unutmadan.
3 kademeli ve surlarla çevrili Ankara Kalesinin en dışındaki surlardan ne yazık ki birkaç küçük duvar dışında kalıntı yok son kalıntılar Hacıbayram cami ile eski Valilik binası arasında idi oda Gökçek döneminde yok edildi. Hacibayram camisi ve bitişiğindeki hoşgörü abidesi Ankara yazıtlar kraliçesi Ogustus tapınağın dan başlayarak, Roma Tiyatrosu ve Arkeopark alanında tarihimize ışık tutarken kazıdıkça yeni kalıntı, bilgi ve buluntularla zenginleşen bu alanda oluşan mezbelelik ve çöplüğü kültürel değere dönüştürürken kente yeni gezi destinasyonunda kazandıran müthiş çalışma oldu karşı Hıdırlık tepe 100 yıl anıt alanı önümüzdeki yılların cazibe merkezi olmaya aday proje bittiği zaman hep birlikte Kaleden ve Başkentin her yerinden silueti zevkle seyredeceğiz bu proje de onun eserleri arasında. İç kaledeki binaların tamamının restorasyonunu ve iyileştirme çalışmaları hak sahiplerini mağdur etmeden tamamlama aşamasına getirilmesi çok saygıdeğer çalışma bunu gelecek günlerde çok iyi anlayacağız, değişim muhteşem, Alaaddin Cami, iç Kale, surlar, giriş burçlarının çatlağının onarımı, saat Kulesinin çalışır hale getirilmesi, daha da önemlisi Kayabaşı imar planlarının sonuna gelinmesi ile daha güzel, sorunları giderilmiş Kale olmaya doğru hızla gidiyor Ankara’mız. Kale ye yeniden döneceğiz Anafartalar Caddesi Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara’nın gözbebeği olan ana Caddesi idi çok canlı ve hareketli, bugünkü KIZILAY gibi bozulan mimari özelliği Büyükşehir Belediyesinin restorasyon çalışmaları, yenileme ve bakım çalışmalarıyla eski haline kavuşturuldu. Bakımı yapılıp yenilenen restorasyon la Ulus Hali “MEYHOŞ” Mimari özelliğine kavuşturuldu erken Cumhuriyet döneminin çok özel bir eseridir bu mekan Barselona hali gibi. Anafartalar dan sonra Posta Caddesi ile yürüyen merdiven olarak bilinen Anafartalar çarşısı içerisi birbirinden değerli dünyaca tanınan sanatçıların eserleriyle müze gibidir yıkılmaktan kurtarılıp yeniden hayata döndürüldü. Güven Park ve uzun süredir bakımsız kalan ölüme terkedilen, el sürülmeyen heykeller bulvar boyunca yeniden elden geçirilip bakımları yapıldı. Ulus kent meydanı yıkımlarla genişletilerek eski Millet Bahçesi ortaya çıkarıldı. Ulus tan Çankaya ya ATATÜRK Bulvarı erken Cumhuriyet dönemi Mimarisi parkları, heykelleri ile dünya kültürel insanlık mirası geçici listesine dâhil edildi. Şimdi Roma hamamlarını bekliyoruz, İlçelerimizde de pek çok restorasyon çalışmaları yapılırken, Hallaçlı Mehmet Ağa Konağı da kıymetli kardeşim Andaç ATAK’ın kendisine babadan miras olan Konağı Büyükşehir Belediyesi ne Müze olması şartıyla bağışlaması sonucu restorasyonu yapılarak yıkılmak üzere olan Konak ayağa kaldırılarak çevre düzenlemesi de yapıldı yeni bir Müzemiz daha olacak bu bina Cumhuriyet tarihi yaşanmışlıklarıyla.
Yeniden Kaleye dönersek Kale demek Ankara demektir, Aralık ayında Kale bir başka güzel, Kale de her şey çok özel insanları, burada yerleşik yaşayanları, orada doğup büyüyenleri, sonradan sevdalananları, esnafı, sanaatkarı, antikacıları, galerileri, lokantaları, sanat atölyeleri, halıcı kilimci, bakırcıları kalaycıları, kaaflariçi, çıkrıkçılar yokuşu neler neler, gez, gez, gör, gör, tat, tat bitmez Kale tüm değerleriyle. Faruk SOYDEMİR’de bir Ankara sevdalısı Mimar Ankara Kent Konseyinde ve Ankara’nın her platformunda Ankara kent mimarisi ve tarihi Ankara evlerini anlatmakla bitiremez 22 Kasım ve 7 Aralık tarihlerinde tüm katılımcı meraklılarına açık Yahudi Mahallesi ve Ankara Kaleiçi gezisi yaptı ikisine de katıldım miting gibiydi adeta yüzlerce kişinin peşine takılıp ilgiyle izlediği gezilerin ilkinde hüzün ve üzüntü, ikincisinde ise gurur vardı. 22 Kasım Yahudi Mahallesi gezisinde üzüntüden göz yaşı akıtanları gördüm o güzelim tarih kokan mimari şaheserler, Konaklar, Mektepler, ibadethaneler göz göre göre yavaş yavaş elimizden kayarak yok olmakta ve bizler bu tarihin yok oluşuna hep birlikte ses çıkarmadan tanıklık ediyoruz, sorumlularda sorumsuzca yok oluşa bile isteye sebep oluyorlar işte Faruk SOYDEMİR’in peşine takılan, sorumluluk duyan, gözyaşı akıtan, duyarlı Ankara sevdalıları da o gün oradaydılar.
7 Aralık’da Kale gezisinde ise burada bunlar yapılabiliyorsa neden Yahudi Mahallesinde yapılmıyor sorusu geldi katılımcıların aklına Kale de yapılanlara alkış tutan Ankara sevdalıları çok mutlu olurken yetki karmaşasını düşündüm lütfen artık bu sorunu çözün kim sorumluluk üstlenecekse Kültür Bakanlığımı, Büyükşehir Belediyesi mi bizde sorumlu kurumu bilelim arafta, ortada kalmasın, topu ondan ona atmayalım kültürel değerlerimizin yok oluşunu durduralım.
Burada sözü Kale’nin ve Ankara’nın ağabeyi Şevket Bülent YAHNİÇİ’ye getireceğim konuyu, doğma büyüme Ankaralı Kale sevdalısı ömrü bu sevda üzerine kurulu, eğer bugün Kale değer olarak parlamaya başlamışsa onun bitmeyen enerjisi ile mümkün olmuştur, Milletvekilliği döneminde Parlamentoda Ankara’nın sorunları için çaba harcamış sonra sivil toplumla hareket ederek mücadelesini sürdürmüş, günümüzde ise hem Kent Konseyinde hem de Kale dostları gurubuyla bu mücadeleyi gece gündüz sürdürmekten sağlık sorunlarına rağmen gururla onur duyarak herkesin ağabeyi olarak mücadelesini her platforma taşımaktadır.
Kalemiz dünyanın en güzel ve özel Kalelerinden ilk üçe girendir, içinde yaşamın sürdüğü, hayatın yaşam alanı olarak varlığını, canlılığını sürdürebildiği ender Kalelerden birisidir. Özlediğimiz, hayal ettiğimiz seviyede midir şüphesiz hayır ama geriye dönüp baktığımızda çok ileri noktaya gelmiştir işte buna bir gurup aydın güngörmüş dünya görmüş Ankara sever entelektüel düşünen kahramanların inancı ve çabaları neden olmuştur, öncülük ederken boş hayaller kurmamışlar, inandıkları gerçeğin peşinden mücadele vermişlerdir, Şevket Bülent YAHNİCİ örneği verdim ATATÜRK kurtuluş savaşı sürerken sonuçtan emin Anadolu Medeniyetleri Müzesinin Kaledeki hanların restorasyonu yapılarak Müzenin yapılması talimatını vermişti. Ankara planlarını yapan YANSEN Kale için elimden gelse cam fanus içinde koruma altına alırım demiştir.
Ankara’lı KOÇ ailesi Ankara için her kuşak Vefasını göstermiştir merhum Vehbi KOÇ, oğul Rahmi torun Mustafa KOÇ’da, VEKAM’la Ankara araştırmaları çalışmalarını yürütürken Kaledeki Rahmi KOÇ Müzesini iki hanı restore ederek kurmuş Divan Butik otelle değer katmış gemi çapası ile meydana özellik katmıştır, müze müdiresi Deniz GENÇ her daim gülen yüzüyle misafirlerini karşılar.
KOÇ ailesi talep kendilerine ulaştığında inandıkları pek çok Ankara projesine destek olmuş olmaya da devam etmekteler. Keçiören deki bağ evi de Ankara’ya kattıkları değerlerden birisidir. VEKAM’ı önümüzdeki 2026 yılında Ulus merkezindeki tarihi binalarına taşımak üzereler.
ERİMTAN Müzesi de meydana çok büyük değer katmıştır özgün mimarisi, sergilenen koleksiyon ve içinde gerçekleşen etkinliklerle. Taş Bebek Müzesi, Kelime, Türkpusat, Karagöz, Tesbih Müzeleri, Somut Olmayan Kültürel Değerler Müzesi, Mehmet Akif Müzesi Satranç Müzesi, Ankara Kaleiçi müzelerinin yanında genel olarak da Müzeler kentidir. İş Bankası, Vakıfbank, Ziraat Bankası, Halk Bankası müzeleri galerileri ve koleksiyonlarıyla, Vakıf eserleri müzesi, TCDD Yolları, Türk Hava Kurumu, MKE, Ankara Üniversitesi oyuncak müzesi gibi daha pek çok müzeye sahiptir, Al gözüm seyreyle, gez gez gör gör bitmez.
Kale’nin bugünkü değerini hiç şüphesiz bedelini ödeyerek tüm zorluklarına göğüs gererek içinde yaşarken yatırım yaparak para harcayarak bu mücadeleyi başarıya ulaştıran kahramanlara Kale ve Ankara çok şeyler borçlu onlar vizyoner, öngörülü davranışlarıyla öne çıkanlardır, öncülük önderlik yapanlardır.
Mızrak duruşlu kadın kahraman da Kalede Galeri Z’nin kurucusu Kale için yıllarca mücadele eden Fatma TUNA’dır diplomatik ilişkileri ile Ankara’daki yabancı misyonu Kale ye getirmeyi başarmıştır eşi zarif dostumuz Yetki ağabeyle birlikte hala Kale dostlarının buluşma noktalarından birisidir hafta sonu Cumartesi buluşmaları efsaneleşmiş ritüeldir herkes için, tarhana çorbası, çay ve kahvesi buluşma noktasına kimse boş gelmez börekler, çörekler, kekler, saz söz, şiir türkü şarkı hele Leyla ÜNAL GÖKTAŞ hocam gelmişse doyamazsınız muhabbete, Kalenin Fatma ablasıdır sorunu, derdi olan çözüm için ablaya sığınır.
İbrahim TERZİOĞLU bir başka kahramanıdır Kalenin Belediyecilikten bürokrasi den tecrübesi entelektüel bakışı ile Kalede kurduğu Emin Antik’le bir başka dünyaya açmıştır kapılarını, Ankara da bulunan kendisi gibi entelektüel değerlerden oluşan dost gurubunu sanat için bir araya getirme başarısını gösterirken Kaleye kimleri dost yapmıştır bakalım Kültür Bakanlığının üst bürokratlarından Ümit Yaşar GÖZÜM sanat eleştirmeni. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi BİLGİN büyüğümüzü pek çok değerle birlikte Şükran & Hasan PEKMEZCİ’yi de Emin Antik danışma kurulunda yol gösterici olarak Kale ye kazandırmış dikkatlerini Kaleye yoğunlaştırmanın mutluluğunu yaşarken onların ışığında açılan sergiler, edilen sohbetler, söyleşi, panel ve kitap imza günleri ile Kale de Ankara buluşmalarının merkezi olmuş Bakanlar, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Bürokrasi, iş çevreleri, Akademik dünya sanat dünyası Kale sorunlarına çözümler üretir hale gelmiştir kıymetli kardeşim kahraman dost İbrahim TERZİOĞLU. Şimdi aynı mekânı ismini veren veliahtı kıymetli oğlu EMİN babasının izinde hem Emin Antiki bir üst seviyeye çıkarma çabasını Kale içinde aynı kararlılıkla ve enerjiyle devam ettirmekte, Kalede gönül dostlarının buluşma, sohbet etme mekânıdır, İbrahim TERZİOĞLU’nun öngörüsü gerçekleşmiş Kale üst seviyeye ulaşmıştır oğluna gözü kapalı gururla yürütüp büyütmesi için Emin Antikin yönetimini devretmiştir veliahtına keşke bu olgunluğu ülkeyi yönetenler de gösterebilse. Kale de Erkan KAPTAN ise Kaptanın yerinde yerleşik Kale insanını temsil eder yıllardır, mücadelesini verir Kalenin o güzel insanlarının yokluğunu yoksulluğunu, sevincini, acısını paylaşır kendince çabalar çevresinde oluşan değerli dostları Demet ADALI, Sema KUMRULU, Kudret YILMAZ ile birlikte, komşusu Ankara’nın yiğit Seymeni Hasan UYSAL’ın ahşabın sanata dönüştüğü atölyesinde yan yana dostça aynı sokağın sonunda antikacı Naim kardeşim kocaman yüreğiyle renk katarlar verdikleri Kale için mücadelede yıllardır onlar diğer kahramanlarımızdır pek çoğu gibi isimlerini sayamadığım gidin Sonbahar Kış aylarında girin mekânlarına içinizi ısıtırlar sıcacık içten bilgece samimi sohbetleriyle ve ikram edecekleri çaylarıyla insanlığın ölmediğine şahit olursunuz Kale de.
Kale’de hangi kapıyı çalsanız sonuna kadar açılır gülen bir yüz karşılar sizi içtenlikle her daim Bağdat DEMİRCİOĞLU’nun küçük renkli ve sıcak atölyesi, Dasdarlı Astarlı Seramik Atölyesi, Fatoş KUTKAM ve Esra EFEÇINAR’ın birlikte ürettikleri atölyeleri bunlar daha pek çok sanat atölyelerinden olup Kale içine renk katarlar.
Ankara sanatın da başkenti olduğu için onlarca galeri ve Atölye Galerilere sahip öne çıkanların bazılarını sayalım pek çoğu yine mızrak duruşlu kadınların eseri, Fırça Semra SANCAK’la, Medya Ayşegül BORA, Armoni Zerrin ÖZDEMİR, Akdora Ebru COŞKUN ile birlikte anılırken, Soyut, Sevgi, Nurol, Siyah Beyaz, Artist, Hubb, Ankara, IC Sanat, Artemis, Nev, Kara, Doku Art, Surem, Arel, Gözde, Yağmur ayrıca atölye galerilerden Kürşad YILMAZ, Abdurrahman KAPLAN, Hikmet ÇETİNKAYA, Saadet GÖZDE, Sezai KARA, Akdoğan TOPAÇLIOĞLU, Zeynep KARA, Celal BİNZET, Derya SAATCİOĞLU, Güzin ARISOY, Mehmet Ali DOĞAN, Muteber& Yusuf DEMİRTAŞ, Nevzat CAN, Raif GÖKKUŞ, Serap ATABAŞ, Önder AYDIN, İzzet GÜL, Süleyman KARAKUL.
Biz yine Kaleye dönelim bu harika kış günü Aralık ayında hiç Ankara Bülent KALIPCI olmadan olur mu, Ankara’mızın SEYMENBAŞI değerli büyüğümüz KALIPCIZADE Ankara Konağında gönlü, sofrası açık dostlarını bekler, Allah uzun ömürler versin sağlıkla Ankara’nın dününde, bugününde, yarınında KALIPCIZADE Konağı da olacak sahipleri, sakinleri gibi. Peki Hacettepe, Hamamönü, ve arkasında sesleri, sazları, sözleri hep yankılanan BALABANLAR rahmetli Rıfat BALABAN evimde de konuk edip sevgili dostlarımız Atila İÇLİ, Emine KOÇ’la
Ankara türkülerini söylemiştik birlikte. Arif ve Haluk BALABAN onun BALABANLIĞINA hiç halel getirmediler, şimdilerde Haluk BALABAN büyüğümüz derin Ankara kültürünü üzerine koyarak devam ediyor, araştırmacılara kaynak olarak hizmet etmekten keyif alıyor. Biz devam edelim Hacettepesi, Hamamönü ve arkasından ara sokaklarını Kalıpcızade Konağını da geçerek Ulucanlardan yukarı Atpazarına doğru, Ahi Evran ve dünya insanlık mirası Ahi Şerafettin camilerinin arasından geçerek sevgi çiçekleri ektiğimiz alandan Kale kapısına meydana doğru Arnavut kaldırımı yolları takip ederek önce sağda galeri z Fatma & Yetki TUNA mekânını sonra İbrahim TERZİOĞLU’dan sonra veliahtı Emin’e emanet Emin Antik’ide arkalarındaki Pilavoğlu hanın arka kapısından girip canlı ve sanat eserleriyle dolu avlusundan geçerken sağı solu dolu dolu yıllardır kaleye değer katan sanat üreten sanatçı dostların gülümseyen üst kattan el sallayan cıvıl cıvıl ve mis gibi kokan köfte döner çay kahve mekanları arasından geçip meydana bakan muhteşem mimarisiyle ön kapıdan çıkıp meydana ulaşıyoruz. Mis gibi kokan, baharatçılar, kuruyemişçiler, köfteciler arasından kocaman gemi çapasını Koç Müzesiyle arkamızda bırakarak, saat kulesinin önündeki burçların arasından iç Kale giriş kapısından içeriye girip Taşbebek Müzesinin önündeki havuzlu meydanı geçmeden geriye dönüp giriş kapısının muhteşem duruşunu yanlarındaki sur ve saat kulesiyle birlikte içeriden seyredin, dışarı meydandan seyri zaten doyumsuz içerden görüntüsü bir başka güzel, tekrar dönüp yürümeye devam edelim Soroptomis derneğinin ve hemen karşısındaki Rusya Kültür Evinin muhteşem mimarisini içinize sindirerek arasından geçip Ankara’nın köklü ailelerinden KINACIZADE Konağının benzersiz özellikleri ile içinde yaşanmış hikâyeleri hayal ederken mimari güzelliklerini sakın gözden kaçırmayın. Son iç kapının da mimari özelliklerine dikkat edin kapının koruyucusu gibi duran AND Kafe yanında Alaaddin Cami ve Ankara taşı çeşmesinin karşısındaki Kaleye çok değer katan AND Butik Otel’den AKKALE’ye doğru yavaş adımlarla içinize sindire sindire aheste Büyükşehir Belediyesinin olağanüstü başarısı iç kale yaşam merkezinin restorasyonu tamamlanmış şahane Ankara Kale içi evlerinin Arnavut kaldırımlı yer yer andezit taşlı çeşmelerinde de durup sularını içerek kıvrıla kıvrıla yokuş yukarı dar ara sokakların bizi götürdüğü muhteşem silueti olan AKKALE’ye doğru keyifli bir yolculuk yapıyoruz AKKALE’ye İtfaiye binasını geçip Kale burcuna yaklaştığınızda durup soluklanıp izninizle burcun en üstüne çıkıp sırtınızı Hüseyin Gazi dağı ve Elma dağına verip Abidin Paşa Köşkü, Muziki Muallim Mektebi, Ankara Hastahanesi ve Ulucanlar Cezaevi ile Cenabı Ahmet Camisini seyredip önümüzdeki Ankara ya bakarken aklıma yine Ankara’yı resmeden kıymetli ressamlarımızın eserleri geliyor gözümün önüne birer birer Mükremin BARUT’un erken Cumhuriyet dönemi mimari eserlerinden oluşan muhteşem serisi ne kadar doyumsuz eserlerdendir belgesel niteliğinde, ya İsmet YILMAZ’ın suluboya Ankara evleri serisi, rahmetli Kemal ÇELİK’in Ankara ve Kale resimleri Zeynep KARA’nın. İçinde Keçileri ile birlikte Kale evleri renk renk Kale bedenleriyle, burçlarıyla beni tablonun içine çekiyor, ben zaten orada Kalenin içindeyim Zeynep hocamla biz Faruk SOYDEMİR’in Kale gezisine birlikte katılmıştık an’ı ve Kaleyi yaşayarak. Renk renk Kale evleri demişken aklıma geldi Büyükşehir in yaptığı restorasyon da evler tek renk beyaz oldu tek eleştiri bu. Ben ısrarla savunuyorum bu düşüncemi, Ankara ressamlar ve sanatçılar şehri dünyada pek çok örneği var gezip gördüğüm, sadece şimdi anlatacağım duvar resimlerini görmek için bile Kale Turizmi patlar, her evin duvarını bir ressama ve grafiti sanatçısına vererek tüm Kale evlerinin duvarlarını açık hava resim müzesine dönüştürebiliriz henüz vakit varken gelen bunu hep birlikte yapalım bir çalıştay ile haydi Kale dostları. Resim Heykel bölümü olan üniversite öğrencilerini ve hocalarını bu projeye dahil edelim, şenlikle resmedelim duvarlarını hep birlikte.
İbrahim ÇALLI’nı kayıp eserini gündeme taşıyan sevgili Hasan PEKMEZCİ önde ATATÜRK arkasında ilk Meclis ve Ankara Kalesi olan eseriyle yeniden gerçeğe döndüm ve torunu Yaşar ÇALLI’nın ATATÜRK resimlerinin içine dalarak KIZILCAGÜN de Dikmen Keklik pınarında 27 Aralık’da karşılanış sahnesi geldi aklıma, sonra ANITKABİR’e baktım buradan ATAMA bir öpücük gönderdim avuçlarımın arasından Muzaffer TAYTAK Komutanıma da. Kale ona o Kale ye bakarken onun eseri Ankara’yı dinliyorum gözlerim gönlüm açık sağımda üstü kapalı Hatıp Çayı önü Bentderesi, yukarı doğru Hıdırlık Tepesi eski gecekondular yıkılmış harika bir Cumhuriyetin 100.yıl anıtı yükseliyor sonsuzluğa doğru biliyorum Hıdırlık yemyeşil olacak ağaçları çiçekleri ve heykelleriyle soluk aldıracak çevresine. Dönüyorum yönümü ufka doğru iki meclis binası yan yana, Kral yolu ve Gar binası. Hemen önümde Hacibayram Cami Ankara yazıtı Ogustus tapınağı yan yana hoşgörü içinde kardeşçesine. Etnografya, Resim Heykel, Türkocağı, Opera, Atatürk Bulvarı bizi Çankaya Köşküne Pembe Köşkten ulaştırıyor Özden TOKER’in içinde yaşadığı çocukluktan günümüze biriktirdiği yaşanmış anıları içinde ATATÜRK, Mevhibe & İsmet İNÖNÜ’nün ve daha pek çok Cumhuriyet değerinin olduğu anıları bugün hala herkese açık Köşkte özellikle çocuklara anlatmayı ilk gün ki gibi heyecanla sürdürüyor her buluşmamızda onun heyecanı bana da geçiyor. ATATÜRK ün kurduğu ilim, irfan, bilim yuvaları Üniversiteler, Ankara Dil Tarih, Gazi Eğitim ve diğerleri ama bir Gazi Çiftliği var ki yüreğimi sızlatıyor talana uğramış paramparça her yerinden kırpılarak.
ANITKABİR’den yükselen ışık içimi, ruhumu aydınlattı birden ANKARA ATATÜRK’ün bizlere armağanı ve emaneti TÜRKİYE CUMHURİYETİ ile birlikte Ankara her mevsim güzel ama Sonbahar, Kış, İlkbahar çok özel ve güzel kim demiş gri Şehir diye Ankara ülkenin ilelebet başkenti ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır bu ATATÜRK ün sözüdür ve o bize hiç yalan söylemedi evet İLELEBET PAYİDAR KALACAK TÜRKİYE CUMHURİYETİ ve onun Başkenti ANKARA. Bu mevsim çok güzel Ankara da eskiyen yıldan yeni umutlara yeni yıla girerken coşkuyla Ankara’nın havası serttir, insanı merttir.
Gönül dostu Kale ve Ankara sevdalısı Ankaralılar. 27 Aralık ruhunun insanlarından oluşan ANKARA. Kıymetli dost yazarımız Bige GÜVEN KIZILAY’ın kitabında dediği gibi ANKARA DİYE İNSANLAR VAR.
Aşağıdaki iletiyi 10 gün önce almıştım ağabeyimden son iletisiydi dostlarına.
“Sevgili Kültür Gezginlerimiz merhaba. Yılın en güzel ve romantik günlerini yaşıyoruz sararan ve düşen yaprakları seyrederek dolaşmak hem çok güzel hem de hüzün verici. Aman bu güzel günleri değerlendirin. Evde oturmayın. Ankara da bir sür gezilecek, görülecek yer var. Sonbahar ayları yılın en güzel ayları. Her zamanki sözümüzü tekrarlıyoruz. AMAN AYAKLARINIZDA AYAKKABILARINIZ VARKEN GEZİN. Prof. Dr. Aykut MISIRLIGİL.
19 ARALIK 2025 ne yazık ki dostlarımla paylaşacağım bu metni yazarken geldi acı haber kıymetli oğlu Doktor Selçuk babasının sitesinden duyurdu haberi biz dostlarına” babam Prof. Dr. Aykut MISIRLIGİL’i kaybettik.
AYAKKABILARINI ÇIKARDI AYAĞINDAN ne yazık ki kıymetli dost. Yazdığım metnin sonuna o noktayı koydu, aslında yukarıda anlattıklarımın ne kadar hayatın gerçeğini yansıttığını gördük birlikte. Düşündümde Kültür Gezginleri gurubuyla ne çok anılarımız var hayatımıza giren, anlam katan, sadece hekim olarak değil birbirinden değerli ruhlarımızı da iyileştiren doktorlar onlar.
Doktor Aykut MISIRLIGİL
Doktor Orhan DERMAN
Doktor Yücel TANYERİ
Doktor Ebru AKGÜL ERCAN
Doktor Yalçın ERGİR
Kıymetli Dostlarımız bazı insanların sesi yaralara şifadır içindeki sevgiyi ifşa eder yüzü. Bazılarının konuşması ve gülüşü şifa olur insana. Bazı insanların bir yerde var olduğunu, yaşadığını bilmek, iyi olduğundan emin olmak bile sevinç ve güven kaynağı olur insana. Bunlar dostlarımızdır yani sizlersiniz. Aykut ağabeyim ise artık kalbimizin en müstesna yerinde.
Not: Ankara Kent Müzesi ile Ankara Kent Kütüphanesi, Başkentimiz için büyük eksikliklerden birisidir. Bu konuda çalışmalara hemen başlanılmasını dilerim 2026 milat olur.